08 Şubat 2010 Pazartesi

Kısa Kısa...

Geçtiğimiz hafta Tatlı Selin'in doğum günü partisindeydik. Önce kapıda Selin'in çok güzel bir resmi karşıladı bizi ve içerdede aşağıda görmüş olduğunuz çok güzel düşünülmüş ve özenle hazırlanmış bu çerçeveler :)


Bizim çetenin üyeleri hasta olduklarından dolayı katılamadılar.Burcu ise biz geldiğimizde Arda'nın uykusu geldiğinden çıkmak üzereydi.
Demir de eve girdiğimizden beri Selin'in odasından çıkmak istemedi. Çoğunlukla Ela ile zamanlarını orada geçirdiler. Nihayet sürekli yazıştığımız ama bir türlü tanışamadığımız Umur&Ada ile de o gün görüşme fırsatımız oldu.
Birbirinden güzel görünen masadan tıka basa kahvaltı yapmam sonucu mahrum kaldım :(
Herşey çok özenle ve güzel hazırlanmıştı. İyi ki doğdun Selin......


*******************************************************************************


* Okulların kapanmasıyla görümcem,Can ve Defne bizi ziyarete geldiler. Demir her fırsatta Defneyi öpmeye çalıştı.

* Hafta içi yemeğe "Tavacı Recep Usta" ya gittik. Şuna kanaat getirdim ki artık bize bir yere yemeğe gitmek için yemeklerinin çok güzel olması yetmiyor. Bunun dışında oyun alanınında olması bizim için çok önemli. Müdürüne kadar tek tek söyledim ordakilere...Kocaman bir yer,bölmeler var ama dünya kadar yerde bir oyun alanı yok. Tok açın halinden anlamaz derler ya aynen öyle... Neyse söyledim hemen yapacaklar. Kırmadılar beni :P

* Hafta sonu eşimle resmen sabahladık. Demir diş çıkarıyor.Ne kadar daha sürecek bilemiyorum bu dişler. Eşime burdan teşekkür etmeliyim. Ertesi gün işe gideceği halde sırf ben uykusuzum diye gece 1 den 6 ya kadar o baktı.Ve bende fosur fosur uyudum.

*** Veeeeee.... Okurken mutlu olduğum, zevkle yorum yazdığım, inanılmaz elektrik aldığım Tukucuğumlaaa bugün sanaldan reele geçiş yaptık. Ben daha telefonu açar açmaz "şöyle oldu böyle oldu " demeye başladım tabi :) Tukuuuu benden kurtuluşun yok artık :)) İyi ki tanıdım seni...

*** Pazar Miniğim 2 yaşına giriyor.... Heyooooooooo.........

02 Şubat 2010 Salı

Mavi Gözlü Dev...



Bu aralar pek bir samimiyiz, her sabah öpülerek uyandırılmalar,sarılmalar gün içinde elele tutuşarak yürümeler....
Demir bu aralar uzun süredir yapmadığı şeyleri yapmaya başladı. Kalabalık bir ev ortamında eğer yaşıtı yoksa ağlamaya başlıyor,kapıya gidip içeri girmek istemiyor. Ya da başka bir evdeysek yanımdan ayrılmak istemiyor. Yapışık ikiz gibiyiz. Kimi zamanda tam tersi oluyor.Beni görünce " anne ditttt" diye bağırıyor.
Galiba çok titiz bir oğlum olacak.Yerde bulduğu küçücük bir kırıntıyı bile eliyle tutup çöpe atıyor. Ya da onun temizleyemeyeceği bir şeyse hemen elektrik süpürgesini istiyor.
Aslında konuşma konusunda son 2 gündür bayağı bir yol katetmeye başladık. En azından artık su istediğini belli edip " du, duu" diyor. Dediğim kelimeleri tekrarlamak için daha bir hevesli. Ama suç biraz da benim galiba. Leb demeden leblebiyi anlıyorum. Ağlamasına bile fırsat vermeden hemen her dediğini yapıyorum. Ama artık bu konuda daha esneğim. Demir de daha gayretli...
Geçen gün gittiğimiz Kids Club'da ilk defa Demir beni aramadı. Hatta yanında bile istemedi. "Acaba?" demekten kendimi alamadım. "Yarım gün kreşe göndersem mi" dedim ama...Çok erken. Eylül gibi daha iyi olacak sanırım.
Türk bayrağına aşırı bir ilgisi var. Görünce çok mutlu oluyor. Bu da nasıl hoşumuza gidiyor. İnşallah inşallah diyorum MAVİ GÖZLÜ DEV'E benzer oğlum...

28 Ocak 2010 Perşembe

Karla Buluşma....

Dün akşamdan beri yağan kar Demir'in yüzünü güldürdü.Sabah kahvaltı sonrası attık kendimizi dışarıya....





26 Ocak 2010 Salı

Büyük Patron


En çok da bu grubun pat diye plansız programsız buluşmalarını seviyorum.Yine bir akşam Burcunun hadi cepadayız demesiyle cümbür cemaat ordaydık :))

Oğluşlar akvaryumun başından ayrılmadı.Kimi zaman babalar koştu peşlerinden kimi zaman biz...Tatlı zamanı tüm aile masadaydık :)
Ohh çalışmıyorum başımda patronum yok diye sevinirken patronların en büyüğü yanı başımdaymış meğersem.Son 1 haftadır koğuş yat,koğuş kalk,koğuş oyna şeklindeyiz. Babası eve gelince biraz da olsa rahat ederken şimdiyse bende yanlarında olacakmışım...Oturacağım yeri bile belirliyor tepki vermezsem yaptığı hareketlere gelip bir tane patlatıyor yüzüme :) Çalışsam daha iyi olacak heralde.

Bir basketbol sevdası aldı başını gitti bizim evde...Aman o top bi potaya değmesin kıyamet kopuyor atamazsa eğer topu kendi yerden yere atıyor.Çok hırslı olacak sanırım.



Bu kez de Defne bizi ziyarete geldi ama 2 gündür grip olduğum için görmeye gidemiyoruz :( İlk gün bizdelerdi nedense o gün kardeş olayı düşünürdü beni.Aslında arayı fazla açmadan olsa bu işin üstesinden gelebilir miyim ki?
Bunu düşünmemim bir nedeni Zeynepnaz oldu. Haftasonu o kadar güzel oynadılar ki...Uyku saatleri gelince de ikiside hiç diretmeden uyudu.



Kar yağsın istiyorum.Demir ile kardan adam yapmak istiyorum. Ama hava sanki yazın ortasında gibi güneşli tabi bir o kadar da soğuk o ayrı....

19 Ocak 2010 Salı

Geniş Aile :)


Aslında yukarıda ki resim herşeyi anlatıyor olmalı...Biz işte böyle kalabalık bir aile olduk. Güldük,eğlendik,coştuk... Paylaştık...Paylaştıkça daha da çoğaldık.

Cumartesi günü hem Emre ye geçmiş olsun demek için hem de erkekliğe ilk adım adışını kutlamak için Sibel'lerdeydik.


Bu sefer puzzle'ı tamamladık. 4 aile de nihayet bir araya gelebildik. Ne geceydi...Evet gece demeliyim.Çünkü Demir'in uykusu falan demeyip ilk defa geceye kadar oturduk. Uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Sadece ben mi? Çocuklar.anneler,babalar...



Bizim bücürlere gelince...Yahuu ne zaman büyüdüler demeden edemedim. Hiç didişmediler...paylaştılar...sırayla oynadılar... Daha beraber birşeyi tam olarak paylaşamasalar da mutluydular...



Biz ise daha az yorularak en azından muhabbet edebilme şansını yakalayabildik. Eşler de ise muhabbet aldı başını gitti. Bol bol bizi çekiştirerek gece boyunca bize takılmadan edemediler... Ben bu esna da gülme krizine girmiştim bile :)


Nitekim hiçbirimizin bebeleri uyumadı gidene kadar sonrasını bilmem :) Hepimiz mutlu ayrıldık.
Bu gece de emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim.

(Tam çıkarken kamera ve fotoğraf makinemi çantama koymayı unutmuşum.Fotoğraflar Sibelin eşi Emreden...İyi ki de unutmuşum Demirin o kadar güzel resimlerini çekmiş ki..... :)


12 Ocak 2010 Salı

Sarı İnadı..


Sanırım zor bir süreç başladı bizim için. Herşey kuzenimin "Demir akşamları nasıl uyuyor ?" demesiyle başladı. Annenin nazarı değer sözünü es geçerek,"21.00 da yatağa giriyoruz.Yanımda hemen uyuyor.Bazen de emerek uyuyor"diye güzel güzel anlattım. O da "aa ne güzel.Bizim işyerinde bir arkadaş var onun kızı gecelere kadar uyumuyormuş.Saatlerce sallıyormuş" dedi. Bende onun üzerine " Demir 2 yaşına gelecek neredeyse gece hiç sallamadım,hemen yatağa girince yarım saat içinde uyuyor" dedim. Demez olaydım.
Neredeyse 1 haftadır Demir gitti başkası geldi :) Geceleri uyumamak için ne direnmeler... Her gece yataktan beni iterek "annee diiitttt" demeler...Yenmeyen yemekler...
İlk gün o inat ben inat 2 saat ağladı uyumamak için sonunda o kazandı. 00.30 da yattı. Neyse geç kalkar dedim.10.00 da kalkan çocuk 8.30 da kalktı.Öğlen uykular 1 saat.Sarı inadı varmış ne biliyim. Kime çektiyse (!)
Mama sandalyesine oturtayım diyorum, saçlarıma yapışıyor bir çekiyor yememek için.Hala ağrıyor saç diplerim.Evde 2 çocuk gibi didişip duruyoruz.
Dişindendir belki diye ilaçta verdim (uykuya kolay geçiş sağlayan) ama bana mısın demedi.
Bu arada bi daha kimseyi de kınamayacağım. Demir 2 aylıkken gittiğimiz bir avm de bir çocuk görmüştüm. O zaman 2 yaşındaki çocuklar gözüme kocaman görünüyordu. Her derdini annesine ıhhh diye anlatıyordu.Bende içimden "annesi hiç mi ilgilenmeyip, konuşmamış bu çocukla hala konuşamıyor" diye geçirmiştim. Meğer hata etmişim. Hamileliğimden beri konuştum da noldu:(
4,5 yaşında ki emzikli ufaklık söz sana bi lafım yok...

10 Ocak 2010 Pazar

Anne Dettiii :))


Cuma günü hafta sonu için yaptığım planları erteleyip, cumartesi gününü kendime ayırmaya karar verdim. Annemin işi olup olmadığını sormadan cumartesi sabahı annemin evine damladım. Annem Demirin kahvaltısını yaptırırken,yayıla yayıla televizyon karşısında kahvaltımı yaptım. Sonra ben Demir'e görünmeden çıktım evden. Yürüyerek tunalıya gittim. Ne kadar çok alışmışım arabaya. O kadar iyi geldi ki bana yürümek.Girmedik dükkan, denemediğim kıyafet kalmadı. Belki çocukluğum orada geçtiği için tunalıyı o kadar seviyorum ki...

En sona D&R' ı bırakmıştım. Rahat rahat gezebilmek için. O sırada annem arayıp Demir uyandı .Öğle yemeğini de yedi deyince benim keyfime diyecek yoktu.
Eve geldiğimde Demir beni görünce nasıl da sevindi. Annem dedi ki sizin evinizde bakarken seni hiç aramıyor. Annemlerdeyse sürekli kapıya gidip "aç,aç"diyormuş..Annem de kapıyı açınca Demir de ben göremeyince "anne detti" demiş. Annem de "anne mama alıp gelecek" demiş. Aradan 1 saat geçmiş Demir de "anne detti mama" demiş :) Ben onun kurmaya çalıştığı cümlesini yerim.

Diyeceğim o dur ki el kadar çocuk bile evini özlüyor.Orada mutlu. Bende uzun süre bir yerde olayım evimi nasıl da özlüyorum.Demir dün 20.30 da yattı.Babamızda sinemaya gitti.Gece yalnız benimdi.Cumartesi günü mükemmeldi.

Bugün ise son anda yine program değiştirip İpeğe gittim. Eşi de yokken bol bol muhabbet ettik.Zeynep ile Demir bize ihtiyaç duymadan oynuyorlar ya oda da olsalar bile hiç aklım kalmıyor.
***************
Ankara da bildiğiniz tavsiye edeceğiniz çocuk diş doktoru mu var mı?

Kuzucum 1 ay sonra 2 yaşını bitirecek.Ne kadar çabuk geçti zaman.Bende şimdiden başladım hazırlıklara. Çok heyecanlıyım :)