17 Şubat 2012 Cuma

Demir'in 4. Yaş Günü Partisi

Evde kutlama yapmak, hele ki bir sürü de çocuk varsa artık çok zor oluyor. Biz yine geçen sene yaptığımız gibi "Eve Sığamadık Parti Evinde" kutladık doğum günümüzü.

Önümüzde ki yıllarda hayalini kurduğum şeylerden biri de, Ankara'da tam istediğimi bulamadığım, ama kafam da bir sürü şeyler tasarladığım bir parti evi açmak. Bu iş, süslemeler ve organizasyonla birleşince çok keyifli ve eğlenceli bir yer olacağına inanıyorum. Şimdilik bir "HAYAL".
 Ama neden olmasın? :)

Ne çok aradık partimize "Şirin Baba" gelsin diye. Malesef isim hakkını animasyon şirketleri alamadığı için nereyi arasam sorsam da bulamadım. Halbu ki söz vermiştim Demir'e.


Neyse ki oğlum kendi partisinde, mumunu üfleyebildi nihayet. Hem de bir sürü pastanın :)

Yalnız bir sorunumuz var. Demir her pasta üflediğinde 1 yaş daha büyüdüğünü düşünüyor. "5 yaşındayım" diyor soranlara. "Hayır oğlum 4 yaşındasın " desemde, "2 doğum günüm oldu 5 yaşında oldum" diyor. Yakında bir kutlamamız daha olacak, yapmasam mı diye düşünüyorum. Bu sefer de "6 yaşındayım " diyecek çünkü :) Ya daha çok kutlasaydık nolurdu " 12 yaşındayım" mı derdi acaba :)


Blog dostlarımız ve çocuklu arkadaşlarımız yalnız bırakmadı bizi yine. Partimize katılan, gelmek isteyipte gelemeyen, Ankara programını bizim partimize göre ayarlayan sevgili Seda ve yakışıklı oğlu Gencere, süpriz yapmak için İstanbul'dan Ankara'ya sadece partimiz için gelmek isteyen ama yoğun kar yağışından dolayı katılamayan bu ince düşüncesinden dolayı sevgili Emine ve tatlı Tuğra'ya çok teşekkür ederiz :)


 İşte Parti süslerimiz.... Son dakika büyük bir emekle hazırlandı. Daha fazlası için TIK

14 Şubat 2012 Salı

Arda Demir 4 Yaşında...

Saat sabahın 3'ü... Uyuyamıyorum. Bu uykusuzluğumun nedeni hamileliğimden dolayı rahat hareket edememem değil, heyecandan. Saat 8'e yaklaştıkça kalbim yerinden fırlayacakmış gibi oluyor. Hiç hissetmediğim bir duygu KORKU VE HEYECAN...

Halbu ki o gece deliksiz uyku uyuyacağım tek günümmüş. Ama yok gözlerim benimle oyun oynuyor. Beynim yorgunken, gözlerim bir o kadar uyanık...

Sabahı sabah ediyorum. Eşim uyanıyor. Elinde kamera. Her anımı çekmeye başlıyor. Ben makyaj yapıyorum. Sanki gezmeye gidecek gibi. Son kez odasına bakıyorum. Kısa süre sonra o odada olacağını hayal ediyorum. Tatlı bir tebessüm beliriyor yüzümde.

Hastaneye doğru yola çıkıyoruz. Eşim elimi hiç bırakmıyor. Bense her gün geçtiğim o sokaklara yabancıyım. Kendimi başka hissediyorum o anda.

Hastaneye vardığımızda herkes orada. Odaya götürüyorlar beni. Hemşire geliyor. Bir sürü soru... Sonra epidural takılıyor. Acıyı hissedemeyecek kadar başkayım.

Odadan çıkarılıyor herkes. Doğuma hazırlanıyorum. Sedyedeyim. Korkuyorum. Duygularım birbirine karışıyor. Ağlayamıyorum...

Koridora geldiğim de, herkes sıra olmuş bana bakıyor. Dualar, ağlayanlar, eşim benim yanımda elimi tutuyor. Hiç bırakmak istemiyorum.

Doğuma gireceği için kıyafetlerini giyiyor. Etrafta tanıdık bir yüz yok. İçerisi soğuk. Üşüyorum...

Sonra eşim geliyor, doktorum... Anestezi uzmanı heyecanımı yenmem için sorular soruyor. Cevaplıyorum ama anlamsızlaşıyor ağzımdan çıkan her laf. Sadece onu düşünüyorum.

Ve geliyor.... Doğar doğmaz getiriyorlar yanıma. Kokluyorum, öpüyorum... Tek sorduğum soru " Sağlıklı mı?"

Sonra bir uyanıyorum... Ameliyathanedeyim. Bebeğim yok yanımda. Babasıyla odaya gitmiş.
Hemen beni de götürüyorlar. Sonra odadan çıkarıyorlar herkesi.
                                                 İşte bebeğimle ilk tanışma....

                                               ........................


Ne zaman büyüyecek? Emekler mi? Yürür mü? Konuşur mu? Beraber parka gider miyiz bizde? Sinema izler miyiz? derken, koca 4 yılı devirdik oğlumla.

Her zaman söylediğim gibi, hayatımın tek gerçeği, aşkı, hem öğrendiğim hem öğrettiğim, hem sevdiğim hem sevildiğim, her duyguyu aynı anda yaşayabildiğim, hayatımı hiçe sayacak kadar önemsediğim tek gerçek....

                                                        İYİ Kİ DOĞDUN .....

13 Şubat 2012 Pazartesi

Gamze Anne...

En çok ta blogger olmanın bu yanını seviyorum. İnsanların duyarlılığını, paylaşımlarını, tek yürek olmalarını...

Herkesin kalbi Gamze Anne için çarpıyor....

Tanımasakta, bilmesekte herkes onun  için dua ediyor.

Bu linkten nasıl destek olunabileceğini görebilirsiniz.

Dualarımız seninle......

7 Şubat 2012 Salı

Sensiz Olmuyor Sensiz...

Tam 1 haftamız kaldı 4 yaşımıza girmeye. Bense her yıl, ilk günkü heyecanı yaşıyorum içimde. Ne zaman doğdu, ne zaman büyüdü diye laflar etmek istemesem de, inanamıyor insan işte.

3 farklı parti kutlayacağız derken bu yıl, yanlış hesaplamışım. 4 yıla yakışır, 4 parti bizi bekliyor :)
Demir ise, (nihayet) doğum günü kutlanacağı için çok mutlu.


Bu aralar ciddi uykusuzluk çekiyorum. Demir için planladığımız hiç birşeyi gerçekleştiremeyecek kadar hareketli günler geçiriyoruz. Halbu ki ne kadar farklı şeyler vardı kafamda... Demir ise parti temasına son ana kadar karar veremedi.. Yok şu yok bu derken neyse ki bir tema bulduk kendimize.


 Her yıl daha mı uzaklaşıyorlar acaba bizden ? Demir daha bebekken uykusuzluk çektiğim zamanlar da "Ahh...Bir Büyüse..." dediğim günlerimi özlüyorum.  Hiç özleyeceğimi düşünmediğim her anı....


İnsanın yanındayken bile özlediği, hesapsızca sevdiği başka ne olabilir ki bu hayatta?
 
                                          İYİ Kİ VARSINNNNNNNNNNNNNNN ....

31 Ocak 2012 Salı

Bırrrrrrrr....

Keşke " Gel öpeyim de geçsin" lafı gerçek olsa... Tüm acılar öpülünce geçse...

Doğumdan sonra başlayan bel ağrılarım, son 2 gündür daha da şiddetlendi. Tabi bu da Demir ile oyun oynarken, onunla ilgilenirken çok fazla yansıdı ona. Sürekli yaşlı teyzeler gibi oturup,kalkmalar, desteksiz kalkamamalar, uykusuz geceler başladı.

Dün daha da kötü olunca (siz de bilirsiniz ki çocuklar nedense anne hastayken de ona çok düşerler), bu sefer hep onunla ilgilenmemi istedi. Ben kalkamayacak kadar ağrılar çekiyorken, babamız olaya el koydu ve baba-oğul akşam yemeğine gittiler.
Uzun zamandır da Demir, saçının kestirilmesini istediği için, babasıyla yemek sonrası da traşa gittiler.


Bu sefer poz veremeyecek kadar yorgundu bana :) Ve de yeni aldıkları oyuncağını açmak için sabırsızlanıyordu.


Babasıyla o kadar keyifli vakit geçirmişler ki, her pazartesi gününü baba-oğul günü ilan ettiler. Bu karardan herkes mutlu :)


Bugün de eşim hemen doktordan randevu alınca, daha fazla erteleyemedim rahatsızlığımı. Emar, korkulu rüyamdır. Sırf ona girmemek için çekmeye razıyımdır bu acıyı.
   Röntgenle yırttım ama. Sonuç : Skolyoz Eğriliği. Fizik tedaviye başladım.
Doğuştan ve ırsi olabiliyormuş. 12 yaşına gelince çocuklarımızı taramadan geçirmeliymişiz.

 Gerçi teşhis edilse de yapılacak birşey yok :(

Neyse güzel şeylerden bahsedelim... Saçlarımız iyice kısaldı. Ben çok seviyorum aslında kısa saçı. En azından kullanımı rahat. Yine berberimizin kesimini beğendim.

                            
                           Buz gibi soğuk havaya rağmen, hayat güzel.... Hayat paylaşınca da güzel :)

27 Ocak 2012 Cuma

Hokus Pokus

Sabah penceremizden bu görüntüyü görünce, Demir'in okula gitmemeside kaçınılmaz oldu.

Eşim her sabah "Kar yağıyor, Demir'i sen bırak" laflarımdan isyan ederek, kar lastiklerimi taktırsa da, yine de cesaretim yok karda araba kullanmaya...
O yüzden bunun akşamı da var diyerek ve takside sabah bulamayacağımdan dolayı bugünü de kar tatili ilan ettik. Tıpkı diğer günler gibi...


Planlı yaşamayı sevmeme rağmen, artık plan yapamıyorum. Oysa ki ne güzel bir gün olacaktı. Yine güzel tabi oğlumla başbaşayız :)


Demir bugün ki planımızı yaptı tabi. Birazdan öğle uykusuna yatacak, uyanınca kartopu oynayacağız. Babamız iş seyahatine gidiyor o yüzden akşam kuzenler bizde toplanacağız. (Kızlar partisi var bu gece) Onlara güzel yemekler hazırlayacağız ve de Demir'in favorisi kekimiz yapılacak.


 Tek istediğim Demir'in doğumgünü partisinin yapılacağı zaman kar yağmaması. Lütfen, lütfen,lütfen...
                                                
                                              (  Afişimiz de kreşimizin yeni yıl hediyesi :) )


Az önce elektirikler kesildi. Demir yanıma geldi. "Anne bak sihirbazım ben, şimdi elektrikler gelecek" dedi. "Hokus pokus" yaptı. Elektrikler geldi. Oysa ki jeneratör devreye girmişti :) Şimdi kendisi yaptı sanıyor. İnandıramıyorum onu kendisinin yapmadığına.
 Umarım arayı bu kadar uzatmam, özlemişim yazmayı...

                                                          Herkese Mutlu hafta sonları :)

12 Ocak 2012 Perşembe

Bil Bakalım Kim?

Bu hafta yoğun kar yağışı olacağı belliydi. Demir de uyanır uyanmaz her sabah pencereden kar yağmış mı yağmamış mı diye okula gitmeden önce bakar oldu.

O gün ise, geceden yağan kar her tarafı bembeyaz yapmıştı. Demir mutluluktan, bense üzüntüden ağlayacak haldeydim sanırım. Kar iyi güzel ama benim gün içinde araba kullanamam, tüm planlarımı alt üst ediyor.

Babamız işe erken gidince, karda araba kullanamayan ben, görevi taksiciye devrediyor. Her kar yağdığında durakla sohbetimiz aynı.

- Taksi var mı?
- Yok
- Ne zaman gelir?
- Abla 23 aracımda yarım saatten önce gelmez.

Yol kenarında beklenir. Demir ile sabahın köründe kayan araçlar izlenir, sonra iki kartopu oynanır. Sonra tekrar durak aranır. Bu sefer koz olarak Demir kullanılır. Şansımız varsa gelir, yoksa kreş aranır ve araç gönderilir. Demir tekbaşına servisle okula gider.


Okuldan o gün, kar nedeniyle erken gelmemiz söylenince bende Demir'i aldım. Bahcemize indik. Orada tabi özgürce doya doya karın keyfini çıkardı.


Karı özleyenler için olsun bu resimlerimiz de :)


Kış akşamları oyunsuz geçer mi? Çocukluğumdan beri bayılmışımdır kutu oyunlarına. "Gır gır, milyoner, hepsi benim, monopoly...." vazgeçilmez oyunlarımdı.

Şimdiyse klasik D&R gezimizden sonra, eskiden beri çok sevdiğim "Bil bakalım Kim" oyununu görünce 6 yaş demesine rağmen Demir'e aldım.

2 oyun oynadıktan sonra, oyunu çözdü ve şimdi karşılıklı çok güzel oynuyoruz. Ben de çok keyif alıyorum, o da. Oyunun amacı karşında ki kişinin seçtiği resmi sorular sorarak bulmaya çalışıyorsun. Hem tanımlama hem de dikkat açısından önemli olabileceğini düşünüyorum.


Ayrıca daha farklı kartlar isterseniz de internetten indirebiliyorsunuz.


Kesinlikle tavsiye ediyorum :)